Kamu Kurumlarında İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı Olarak Görevlendirilen Memurların İlave Ödeme Hakları ve İdari Yargı Denetimi

isg uzmanının ilave hakları
isg uzmanının ilave hakları

Kamu kurumlarında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yürütülen hizmetler, personelin asli görevlerinin yanı sıra üstlendiği teknik ve hukuki sorumlulukları beraberinde getirir. Mevzuat, bu ek sorumluluğun karşılığını “ilave ödeme” mekanizmasıyla güvence altına alsa da uygulamada idarenin bu ödemeleri reddeden işlemleriyle sıklıkla karşılaşılmaktadır. 657 sayılı Kanun’a tabi personelin uzmanlık belgesine dayalı olarak yürüttüğü bu faaliyetler, idarenin takdir yetkisinden ziyade doğrudan kanuni bir hakkın ifası niteliğindedir.

Hukuki uyuşmazlıkların temelini, idarenin bütçe disiplini veya usuli yorum farklarını gerekçe göstererek kanunda açıkça düzenlenen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi oluşturur. Oysa kamu görevlisinin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile gerçekleşen bu görevlendirmeler, çalışana mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir alacak hakkı tanır. Bu süreçte idari işlemin iptali ve parasal hakların iadesi talebiyle açılan davalar, usul hukuku ve maddi hukuk dengesinin en hassas noktada kurulmasını gerektirir.

6331 Sayılı Kanun Kapsamında İlave Ödemenin Hukuki Mahiyeti

İdare, kamu görevlisinin iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilmesini uygun bulduğu andan itibaren, 6331 sayılı Kanun’un 8/7. maddesi uyarınca bağlı yetki içerisine girer. Kanun metni, “yapılır” ibaresini kullanarak idareye bu ödemeyi yapıp yapmama konusunda bir takdir alanı bırakmaz. İlgili personelin uzmanlık belgesine sahip olması, asli görevinin yanında bu hizmeti ifa etmesi ve yasal çalışma sürelerine riayet etmesi, ödemenin tahakkuku için yeterli şartlardır. Hak edişin hesaplanmasında esas alınan (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı, çalışanın emeğinin yasal güvencesidir.

İdari pratiklerde karşılaşılan reddetme gerekçeleri genellikle bütçe kısıtlılığı veya personelin idari kadrodaki unvanı (müdür yardımcısı vb.) üzerine yoğunlaşır. Ancak yargı, personelin fiilen bu hizmeti sunup sunmadığına ve görevlendirme onayının varlığına bakar. Hizmetin sunulduğu ve belgelendirildiği hallerde, idarenin ödeme yapmama yönündeki işlemi, sebep ve amaç unsurları bakımından sakatlanır.

Kritik Teknik Nüans: Geriye Dönük 60 Gün ve Kesintisiz Hak Doğumu

Bu uyuşmazlıklarda en hayati ayrıntı, parasal hakların talep edilmesindeki usuli süredir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) kapsamında, idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davalarda süre aşımı itirazları sıklıkla gündeme gelir. Ancak yerleşik içtihatlar, bu tür ödemeleri “periyodik olarak doğan parasal haklar” kategorisinde değerlendirir.

Buradaki teknik ince detay şudur: İdari işlemin iptali davasıyla birlikte açılan tam yargı talebinde, dava tarihinden geriye dönük 60 gün içerisinde kalan tüm alacaklar süre aşımına uğramaksızın talep edilebilir. Eğer idareye daha önce bir başvuru (İYUK Madde 11) yapılmışsa, bu başvuru süreyi durdurur. İdarenin “sürekli bir hak ihlali” yarattığı bu durumlarda, her ay yeni bir hak doğumu gerçekleştiğinden, dava açma süresinin başlangıcı sadece ilk ret işlemiyle sınırlı kalmaz; her bir hakediş dönemi için ayrı ayrı değerlendirilir.

İdari İstikrar ve Hak Kayıplarının Önlenmesi

Sonuç olarak, kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin aksatılmadan yürütülmesi, bu hizmeti sunan personelin mali haklarının eksiksiz teslim edilmesine bağlıdır. Yargı mercileri, mevzuatın açık hükmünü daraltan veya personelin aleyhine yorumlayan idari işlemleri iptal ederek; çalışanın sunduğu teknik hizmetin karşılığı olan ilave ödemenin, yasal faiziyle birlikte iadesine hükmetmektedir. İdarenin bu noktadaki direnci, sadece bireysel mağduriyetlere yol açmakla kalmayıp, aynı zamanda usul ekonomisini zedeleyen ve kamu zararını artıran bir süreç yaratmaktadır.

Süreç yönetimi açısından dikkat edilmesi gereken en temel husus, hak arama hürriyetinin usuli engellere takılmamasıdır. İdari yargıda sürelerin hesaplanması, tebligat usulleri ve davanın doğru hasıma yöneltilmesi gibi unsurlar, maddi hukuktaki haklılığın tescil edilmesi için ön koşuldur. Özellikle geriye dönük alacakların hesaplanmasında ve davanın tam yargı niteliğinin tayininde yapılacak bir usul hatası, haklı bir davanın reddine sebebiyet verebilir.

Not: İdari işlemlerin iptali ve parasal hakların tahsili süreçleri; sürelere, usuli itirazlara ve somut olayın teknik detaylarına sıkı sıkıya bağlıdır. Hak kaybına uğramamak adına dosyanın profesyonel bir hukuki çerçevede yönetilmesi kritik önem arz eder.

Kategori : İdare Hukuku